İbadet, dua ve şükür kapısı nasıl kapanır?

İnsanın Allaha yönelip ona karşı hakkıyla kul olup ibadet etmesinin önünde ki engeller pek çoktur.Bu engellerden birisi insanın nazar ve niyetidir. Bu bakış ve seziş insanı kulluk,dua ve şükürden alıkoyan en mühim etkendir…Nazar ve niyet sağlam olmazsa sahibini isyan ve nisyana sağlam olursa sahibini şükre götürür.. Evet cenabı hakk kullarına verdiği hadsiz nimetlerin karşılığı olarak istediği fiyat :ibadet ,şükür ve duadır.bu ücretlerin tahsil edilmesi için insanın allahı tanıttıran tekvin ayetlerini iyi okuması lazımdır.Bu okuma işini yapacak olan insanının ise nazarını manayı isminden çekip manayı harfine çevirmesi gerekir.. Manayı harfi kâinata ve hadisatlara Allah namına bakmak iken Manayı isim ise: Kâinata esbap hesabına bakmaktır. Mevcudata ve olaylara Allah hesabına değil esbab hesabına bakmak şirki azimdir. Bu bakış, insanı küfür ve şirke götüp,şükürden ibadetten ve duadan uzaklaştırır.. Bütün sanatı, ilmi ve kudreti tabiat ve sebeplere verdiği için bu tarz bakış yüzünden dua ibadet ve şükür kapısı kapanır. İnsan her şeyi sebeblere verip nimeti doğadan bildiği zaman “kime dua, neye şükredip, ibadet edeceğiz” her şeyi veren taibat dır niyetiyle kulaktan uzaklaşır. Bu gizli şirk yüzünden ibadet, Oruç, namaz, şükür, dua gider. ibdetsiz duasız şükürsüz isyankâr bir kul olur. Bu şükür, dua ve ibadet kapılarını kapatmamak ve Allahın rahmet ve kereminden gafil olmamak için mevcudattaki her şeye Mana harfiyle yani Allah hesabına bakacağız. Ne güzeldir demeyeceğiz ne güzel yaratılmış diyeceğiz. mesela büyük insanlar yağmur yağdığı zaman yağmur yağdırılırıyor derlermiş, yani dil ile bile olsa olayları hadisatları tabiata tesadüfe vermezler ilim irade ve kudreti esbaba taksim edip müessiri hakikiyi unutmazlarmış..İlahi rahmetten ve keremden mahrum kalmazlarmış.

Bugün toplumun ibadetsiz,şükürsüz ve duasız olmasının mühim sebebi işet bu nazar ve niyetin tağyir olup bozulması yüzündendir.Kainat kitabının sahifelerini hatalı ve yanlış okunmasından dolayıdır.

Allaha karşı insanı kulluk,dua ve şükürden alıkoyan ikinci engel ise insandaki enaniyet cihetidir.Evet, İnsan âcizdir, hayat yükü pek ağırdır. Fakirdir ihtiyaçları pek çoktur. zaiftir belaları ziyadedir.bu mutlak acz,fakir ve zaiflik başında olan insan bu halleri ile aczini kendisine bir şeffatçi yapıp nihayetsiz bir kudrete ve rahmete kendisini rapt etmek yerine aldığı materyalıst eğitim ve telkinlerle cisminin ve cürmünün küçüklüğünü unutarak ve haddinden aşarak çoğu zaman nefsine mevhumu rububiyet hali verir.. O tevehhüm ile öyle zanneder ki kainatı idare edip tasarruf eden benim. Ahmak ve divane nefsi galatı his nevinden bir his ile onu aldatır. enesi der “ burası benimdir bu ev benimdir bunları ben yaptım, şunları ben getirdim” vb gibi şeylerle nefsinde bir nevi rububiyet tehevvüm ettirir. Yani bir nevi rablık iddia eder. Bu rablık ile her şeye zahirde görünen sebepler zaviyesinden mana ismiyle bakar ve mana ismiyle düşünür.hılkati ve hikmeti esbap dairesinde taksim eder.ibadete ve duaya ve şükre bu mevcudattaki varlıkları layık görmeyip kendisini hepsinin üstünde bir makamda tevehhüm eder.Bu tarz bir gizli enaniyet ve şirk ile ibadet,kulluk ve kemalat kapısını kendisine kapatır.duasız,şükürsüz ve ibadetsiz bir insan olur.kainata Allah hesabına onun simleri ile akamaz.nazarı ve niyeti hep manayı isimde kalır.icat ve tesir daima sebepte olur.

Bediüzzaman hazretleri ise kainata Allah hesabına bakmak ile esbap hesabına bakmak arasındaki farkı şöyle izah etmektedir. Cenab-ı Hakkın mâsivâsına, yani kâinata mânâ-yı harfiyle ve Onun hesabına bakmak lâzımdır. Mânâ-yı ismiyle ve esbab hesabına bakmak hatâdır.Evet, herşeyin iki ciheti vardır. Bir ciheti Hakka bakar, diğer ciheti de halka bakar. Halka bakan cihet, Hakka bakan cihete tenteneli bir perde veya şeffaf bir cam parçası gibi, altında Hakka bakan cihet-i isnadı gösterecek bir perde gibi olmalıdır. Binaenaleyh, nimete bakıldığı zaman Mün’im, san’ata bakıldığı zaman Sâni, esbaba nazar edildiği vakit Müessir-i Hakikî zihne ve fikre gelmelidir.Ve keza, nazarla niyet mahiyet-i eşyayı tağyir eder. Günahı sevaba, sevabı günaha kalb eder. Evet, niyet âdi bir hareketi ibadete çevirir. Ve gösteriş için yapılan bir ibadeti günaha kalb eder. Maddiyata esbab hesabıyla bakılırsa cehalettir. Allah hesabıyla olursa mârifet-i İlâhiyedir.

Yorum Yapın

You must be logged in to post a comment.